O, her şeye kadirdir.Fussilet 41:39’dan — mealen
Yerde ve gökte küçük veya büyük, gizli veya açık hiçbir şey yoktur ki Allah onu ilmiyle kuşatmış olmasın: “Gaybın anahtarları O’nun yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. Karada ve denizde ne varsa bilir. O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlıklarındaki tek bir tane, yaş veya kuru hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.” (En‘âm 6:59, mealen.)
Allah’ın güneş ile ayı, insanların yararları için nasıl durmadan işleyen bir düzene bağladığını düşün. Eşsiz bir düzen ve hızlı bir hareketle yollarına devam eder, yörüngelerinden kıl kadar ayrılmazlar.
Gece ile gündüzün uzunluk ve kısalık, soğukluk ve sıcaklık bakımından değişmesine bak: “İçinde dinlenesiniz diye geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var eden Allah’tır. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmez.” (Mü’min/Gâfir 40:61, mealen.)
İnsanın yaratılışına bak. Allah, modern keşiflerden önce onun geçirdiği aşamaları Kur’an’da bildirmiştir: “Sonra o nutfeyi bir alaka yaptık; alakayı bir çiğnemlik et hâline getirdik; o eti kemiklere dönüştürdük ve kemiklere et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir yaratılışla ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli Allah ne yücedir!” (Mü’minûn 23:14, mealen.)
Dünyaya hiçbir şey bilmeden geliriz; Allah bize öğrenmenin araçlarını verir: “Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardı. Şükredesiniz diye size işitme, görme ve gönüller verdi.” (Nahl 16:78, mealen.)
Büyük denizi, içindeki sırları ve canlıları düşün: “Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi salıveren, aralarına bir engel ve aşılmaz bir sınır koyan O’dur.” (Furkân 25:53, mealen.)
Kurak bir toprağa yağmur indirir; ardından o toprak kabarır ve yeşerir: “Şüphesiz ona hayat veren, ölüleri de diriltecektir. O, her şeye kadirdir.” (Fussilet 41:39, mealen.)
Düşün! Allah rüzgârları hareket ettirir; onları yumuşak esintiler, rahmetinin önünde müjdeciler, aşılayıcılar ve savurucular yapar. Yahut rüzgârı hareket ettirir; onu denizde azap, karada ise bereketsiz, şiddetli ve soğuk bir rüzgâr kılar: “İşte Allah’ın yarattıkları! O’ndan başkalarının ne yarattığını bana gösterin. Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedir.” (Lokmân 31:11, mealen.)
Gök ile yer arasında emre amade tutulan bulutlar da Allah’ın ayetlerindendir: “Yıldırımları gönderir ve onlarla dilediğini çarpar.” (Ra‘d 13:13, mealen.) Allah onları dilediği zaman meydana getirir ve dilediği gibi dağıtır: “Allah’ın gökten rızık indirip onunla ölümünden sonra yeryüzüne hayat vermesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için ayetler vardır.” (Câsiye 45:5, mealen.)
Ey Allah’ın kulu! Allah’ın yeryüzüne yerleştirdiği büyük hazinelere ve Âdemoğullarının yararına sunduğu bahçelere bak: “Yeryüzünde birbirine komşu toprak parçaları, üzüm bağları, ekinler, aynı kökten çıkan ve ayrı köklerden yetişen hurma ağaçları vardır. Bunlar aynı suyla sulanır; fakat ürünlerinin tadında birini diğerinden üstün kılarız. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir topluluk için ayetler vardır.” (Ra‘d 13:4, mealen.)
Yeryüzündeki şu canlılara bak: küçükleri ve büyükleri; güçlüleri ve zayıfları; zararlı ve yararlı olanları… Bizim de onların da yaratıcısı, bizim de onların da rızkını veren yalnız Rabbimizdir, O münezzeh ve yücedir: “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. O, onların durdukları ve bırakıldıkları yerleri bilir. Hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Hûd 11:6, mealen.)
Ölçüsünü belirleyip yol gösteren, yaratıp düzgün bir biçim veren Allah her türlü eksiklikten münezzehtir: “İşte Rabbiniz Allah budur. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır; öyleyse O’na kulluk edin. O, her şeyin vekilidir.” (En‘âm 6:102, mealen.)
Allah’ım! Bizi ayetlerinden ibret alan, rızana erişen, sana iman eden, seni birleyen, sana tevekkül eden, sana kulluk edip huşû duyan, hamdeden, şükreden, tesbih eden ve bağışlanma dileyen kullarından eyle.
